Malumunuz olduğu üzere, son zamanlarda (Grand Theft Auto 3′ün önlenemez başarısından sonra) üçüncü kişi bakış açısına sahip mafya/sokak çeteleri konulu oyunlar pek bir revaçta. Yakuza’da ilk bakışta bu oyunlardan biri. Ancak SEGA ekibi bu tarza çok şey katmayı başarmışlar gibi. Daha doğrusu Dynamite Cop ve Die Hard Arcade‘de yakaladıkları başarılı tarzı, minimal bulmacalar, macera öğeleriyle ve hatta biraz RPG öğeleriyle çok güzel harmanlamışlar.

Sürükleyici bir senaryoya sahip olan oyunda; beraber büyüdüğü ve kardeşi bildiği Nishiki’yi korumak için Yakuza aleminde en büyük suç olan kendi aile reisini öldürme suçunu üstüne alan Kazuma karakterini yönetiyoruz. Kazuma suçunun cezası olarak öldürülmeyi beklerken, sadece Yakuza’dan atılır ve hapse gönderilir. Hapishanede sürekli beyninde dönen soru kendisini kimin koruduğu ve neden öldürmediğidir. 10 dene sonra hapisten çıktığından Nishiki’nin kendisine ve Oyabun’a ihanet ettiğini öğrenir. Neler olduğunu öğrenmeye çalışırken, başı üstlendiği cinayetin öcünü almak isteyen Yakuza’lar ve üzerinde yıkılmaya çalışılan yeni cinayetler ile derttedir.
Eğer japon kültürüyle ilgiliyseniz oyunun yarattığı atmosfer sizi içine alacak demektir. Eğer ben Yakuza falan anlamam, ilgimi çekmiyor diyorsanız ara videoları atlayıp allah ne verdiyse dövüşe başlamanız da olası.
Yakuza’da genel eğilimin aksine araba falan kullanmıyoruz. Sokakları birbirine katmıyor ve kimseye durup dururken sataşmıyoruz. Zaten bu tip davranışlar Yakuza felsesine ters.
Oldukça zengin yan görevlerle bezenmiş oyunda, neon ışıklarıyla aydınlanan ara sokaklarda gezerek bir taraftan ana görevlerimizi yerine getirerek senaryoda ilerler ve yaşananları ardındaki sis perdesini yavaş yavaş aralarken, diğer taraftan da ihtiyacı olanlara yardım ederek önemli bilgiler, para, deneyim ve dostlar kazanıyoruz. Gerek yan, gerekse ara görevler genelde bir yere gidip birilerini dövmek şeklinde ama bazan ufak tefek bulmacalar da karşımıza çıkmıyor değil.
Bana Die Hard Arcade‘i hatırlatan dövüş ekranları oldukça eğlenceli. Kazandığınız deneyim puanlarını kullanarak karakterinize yeni kombolar öğretebilyorsunuz ki bence bu sistem oyunu monotonluktan kurtarmak adına oldukça başarılı. Çok basit görünen dövüşlerde bolca yumruk sallayacak, çok da eğleneceksiniz. Deneyim puanlarını kullanarak üç farklı terfi gerçekleştirebiliyoruz, ruh, teknik ve vücüt. Ruh bazı özel hareketler yapabilmemize olanak veren şarj sayacının daha hızlı dolmasını sağlıyor ve şarj dolu iken kullanabileceğimiz hareketler ekliyor. Teknik komboları arttırıyor veya güçlendiriyor. Vücüt ise enerjimizi ve dayanıklılığımızı arttırıyor.
Oyunda ana görevleri sıra ile takip etmeniz gerekiyor ama yan görevler için böyle bir kaide yok. Şehirde istediğiniz yere girip istediğinizi yapabilirsiniz. Bu yanıyla Maifa gibi diyebiliriz. Ara videolar ve oyun çok iyi birleştirilmiş olduğu için, bir süre sonra kendinizi Kazuma ile özdeşleştiriyor ve şimdi ne olacak diye oynamaya başlıyorsunuz.
Olumsuz yönler neler derseniz, benim en çok sinirimi bozan şehirde yürürken laf atan veya haraç isteyen serseriler. Bunlardan kaçmanız mümkün ama %90 ihtimalle dövüşmek zorunda kalıyorsunuz. Her ne kadar dövüşler hızlı sonuçlansa ve eğlenceli olsa da dövüşten önce ara yükleme can sıkıcı olabiliyor. Eğer bir görev için şehirde bir noktadan diğerine gidiyorsanız, geçtiğiniz her sokakta bir dövüş sizi bekliyor.
Yakuza eğlencelik, kafanızı yormayacak (ama parmaklar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim) canınız sıkılınca oynayıp sonra bir kenara bırakıp, bir ay sonra kaldığınız yerden devam edebileceğiniz tam SEGA’dan beklediğim tarzda bir aksiyon oyunu. Eğer arcade tarzı oyunları seviyorsanız paranıza değecek. Eğer GTA’nın aynısının tıpkısını arıyorsanız size hitap etmeyebilir.
Güncel Yorumlar